Gusha Kimdir?

Kumaş ile olan hikayem aile geleneğinden çocukluğuma ve dedemin hayatından günümüze, bugünkü bana uzanıyor. Türkiye’deki ilk kumaş mağazasında çalışıyordu dedem ve onun için hayat hep renk, doku ve tutkuydu. Bu fikrini tüm aile fertlerine geçirdi.

 Hevesle ve aşkla işlerimize tutunmamızı sağlayan sevgili dedeme selam olsun…

Bizim için eğlence; yaz sıcağında kumaşların altında saklambaç oyunlarıydı. Top top kumaşlar dizilir, düzgünce raflara yerleştirilir, arta kalan kumaşlar oyalanalım diye biz çocuklara verilir, biz renklerle dans ederdik.

Tatil biter, okul zamanı gelirdi. Yaz dönüşü renk keşif oyunlarıma sulu boyalarla devam ederdim. O zamanlar bilmediğim renk isimlerinden “turkuaz” ı bulduğumda heyecandan yerimde zıplamıştım. En kıymetlimdi yeni bulduğum o renk; okuduğum masallardaki kralların taçlarına, savaşçıların kıyafetlerine, uyuyan güzelin elbise rengine ve Hansel&Gratel’in pabuçlarına yakışacak güzellikteydi. O zamanlar Türkiye Turkuaz’ını daha bilmiyordum.

Yıllar geçti…

Okul, sınavlar, mülakatlar, iş, yurtdışı, evlilik, annelik ve bugüne geldiğimde ipek kumaşların karşısında ruhumla adeta flörtleşiyorum. Tutkulu bir beyaz yaka çalışanı iken iş hayatıma annelik tercihim ile ara verip, hikayeme kendi çocukluğumdaki hevesle tekrar dahil oluyorum.

Ne mutlu yoldaki tesadüflere ve kadere…

Gülşah